kanser-turlerinin-savascilari-1459777152

LÖSEMİ LENFOMA MİYELOM HASTALARINDA BESLENME

Kanser, bağışıklık sistemimizin bazı hücreleri ile kanser hücreleri arasındaki maç gibidir. Her gün vücudumuzda bazı anormalleşmiş hücreler, çeşitli sebeplerden dolayı oluşur ve bağışıklık sistemindeki bazı özel hücreler bunları tanır ve yok eder, yani aslında her gün vücudumuzda günlük kanser temizliği yapılır biz farkında olmadan. Eğer bağışıklık sistemimiz bu hücreler karşısında yetersiz kalırsa o zaman kanser oluşur. Yani kanser hücreleri, hepimizin bedeninde hemen heran meydana gelen ve bağışıklık sistemimiz tarafından düzenli olarak yok edilen “genetik yapısı değişikliğe uğramış” hücrelerdir..

Her dört insandan biri, yaşamı boyunca bir gün kansere yakalanıyor. Dünya Sağlık Örgütü elindeki verilere göre, 2020 yılında Dünya’da 15 milyon yeni kanser vakası tanısı konulacağını tahmin ediyor. Kanser oluşumu çok değişik nedenlere bağlıdır. Amerikan Kanser Araştrma Enstitüsü’ne göre ise bu artışın en önemli sebeplerinden biri, yediklerimiz ve içtiklerimiz… Tek sebep bu değil tabiki, daha hareketsiz bir yaşam, fazla kilolar, egzoz dumanı, cep telefonlarının ve bilgisayarların yarattığı elektromanyetik alan ve daha birçok faktör kanser sebeplerindendir..

Besinler arasında bizi kanserden koruyanlar da var ki bilimsel veriler de böyle diyor, kansere sebep olanlar da var. Kanserden koruyucu olan besinleri beslenmemizin merkezine koyup, beslenme tarzımızı akıllı ve düzgün adımlarla değiştirebilirsek, birçok kanser türüne karşı doğal kalkanlar oluşturup, kansere karşı korunaklı hale geliriz..

Şunu da unutmamak gerekir tabiki, vücudumuz kansere karşı savunmasız değil, bedenimizde kansere karşı muhteşem doğal savunma mekanizmaları var ve bu mekanizmayı güçlendiren besinler de..

Doğru ve yeterli beslenme ise hem kanserden korunmada kalkandır, hem de tedavi sürecinin bir parçasıdır ve son derece önemlidir. Kısaca genel besin gruplarımız nelerdir, bir göz atalım. Besinler besleyici değerleri yönünden 5 grupta toplanabilir. Her öğün her gruptan kendinize en uygun bir ya da birkaç besini seçer ve yediklerinizin miktarını size önerilen şekilde gereksinimize göre ayarlarsanız, yani kendi menünüzü bu besinlerin içinden en uygun biçimde seçerseniz hem yeterli ve dengeli beslenmiş olursunuz, hem de kanserden korunmuş olursunuz.

  1. GRUPTA: Et, tavuk, balık, yumurta ve kurufasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller yer alır. Bu gruptaki besinler iyi kalite protein içermektedir. Etlerde az yağlı olanlar tercih edilmelidir. Özellikle kuzu eti, az yağlı dana eti, hindi eti ve balık eti tercih edilmelidir.  En önemlisi de haşlama, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerinden biri tercih edilmelidir. Haftada 2 gün balık tüketmeyi ihmal etmeyin. Ama kızartmadan mutlaka uzak durun !
  2. GRUPTA: Süt, yoğurt, peynir, çökelek ve benzeri besinler yer alır. Bu gruptaki besinler protein ve kalsiyum açısından zengindir. Mümkünse, ilk olarak keçi sütü, keçi peyniri, keçi yoğurdu gibi ürünler tercih edilmelidir. Keçi sütü ürünleri vücutta daha iyi sindirilir ve daha kolay kullanılır. Yoğurdu mümkünse evde kendiniz mayalayın. Kefir kanserden koruyucu ve çok sağlıklı bir besindir. Mümkünse her gün 1 bardak kefir için.
  3. GRUPTA: Tahıllar, ekmek, pirinç, bulgur, makarna, ve benzerleri yer alır. Temel enerji kaynağı bu gruptaki besinlerdir. Bu gruptaki besinler B grubu vitamini ve bitkisel protein kaynağıdırlar. Burda önemli olan günlük aldığımız lifi arttırmak için, pirinci mümkünse kepekli pirinç, makarnayı kepekli makarna olarak tüketin. Ek olarak pilav veya makrna yemek istiyorsanız bulgur pilavını tercih edin. Üstelik pilavı mevsim sebzeleri ve mercimek, nohut gibi besinlerle birlikte pişirin. Kurubaklagiller lif içeriği yüksek besinlerdir. Haftada 2-3 gün 7-8 yemek kaşığı tüketilmesi önerilir. Kurubaklagillerin kanserden koruyucu özelliği bilimsel verilerle desteklenmiştir.
  4. GRUPTA: Sebze ve meyveler yer alır. Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zengin besinlerdir. Sebze ve meyvelerin içerdiği vitamin, mineraller ve diğer maddeler vücudun savunma sistemini güçlendirir, doğal kalkan niteliğindedirler. Bu besinler aynı zamanda posa açısından da zengin besinlerdir. Örneğin, havuç suyu ve domates suyu beta karoten açısından çok zengin olduğu için günde bir çay bardağı içilebilir. Mevsiminde tüketilen taze sıkılmış nar suyu veya portakal suyu da kanserden koruyucudur. Brokoli, karnabahar ve lahana türleri kanserden koruyucu özellikleriyle bilinirler. Bu besinler mevsiminde ve günde 6-7 yemek kaşığı olarak tüketilmelidir. Pişirilirken ise, haşlama, buğulama veya kavrulmadan tüketilmesi önerilir. Pazı, pırasa, kereviz, enginar, soğan, yaban mersini, kara erik, hurma ve diğer mevsiminde olan sebze ve meyveler  yeterli ve dengeli miktarda tüketilmelidir. Unutmayın, masanız rengarenk olsun !! Salatanız rengarenk olsun !
  5. GRUPTA: Yağ ve şekerler yer alır. Yağ grubundan özellikle, sıvı yağ tercih edin. Bunlardan da özellikle zeytinyağını tercih etmeniz önerilir. Eğer diyabetiniz yoksa günde 1 tatlı kaşığı organik bal veya pekmez tüketebilirsiniz.

Tedavi sırasında veya sonrasında beslenmenizi etkileyebilecek çeşitli yan etkilerle karşılaşabilirsiniz. Aşağıda karşılaşabileceğiniz yan etkiler ve etkilerini azaltman amacıyla verilen beslenme önerileri bulunmaktadır;

İŞTAH AZALMASI DURUMUNDA:

  • Az az ve sık sık beslenin.
  • Su ve sulu yiyecekleri yemeklerden hemen önce ve yemek sırasında tüketmeyin. Yemek sırasında fazla miktarda su ve benzeri sıvıları içmek doygunluk hissi verebilir ve besin alımının azalmasına yol açabilir (sıvıları öğünden 30-60 dk önce veya sonra alın). Örneğin; bir bardak ayran içmek yerine 1 kase yoğurt yiyin veya 1 bardak meyve suyu yerine 1 porsiyon meyve yiyin (1 porsiyon meyve avucunuzun içi kadar meyveye eşittir).
  • Enerji ve proteinden zengin yiyecekleri tercih edin (örneğin; kıyma eklenerek pişirilmiş sebze yemeği veya kıymalı, hindili kepekli makarna gibi ).
  • Sağlıklı ve doktorunuzun önerdiği atıştırmalık besinleri her zaman yanınızda bulundurun (kraker, bisküvi, fındık, fıstık, ceviz, kabuklu meyveler ve benzeri besinler).
  • En çok sevdiğiniz yiyecekleri yemeyi tercih edin.
  • Sevdiğiniz kişilerle birlikte yemek yemeyi tercih edin.

TAT DUYUSUNDA DEĞİŞİK TAT DURUMUNDA

  • Ağız tadındaki değişim uygulanan tedavi ile ilişkili olabilir ve bu geriye dönen bir süreçtir.
  • Diyette değişik görünüm, renk, aroma ve tatta yiyeceklere yer veriniz.
  • Yiyecekleri soğuk veya oda ısısında servis ediniz.
  • Doktorunuza danışarak, yemeğinize lezzet vermesi için çeşitli baharatları kullanabilirsiniz.
  • Bazı besinlere soğan ve sarımsak ekleyebilirsiniz.

BULANTI DURUMUNDA;

  • Tam buğday veya çavdar ekmeği ile yapılan tost veya kraker gibi besinleri tercih edin.
  • Kolay sindirilebilen, hafif ve yağı az olan besinleri tercih ediniz.
  • Oda ısısında veya soğuk yiyecekleri tüketmeyi tercih edin.
  • Yemek pişirilen ortamlardan ve yemek kokularından uzak durun.
  • Yoğun ve keskin kokulu yiyecekleri tüketmeyin.
  • Yemekten önce ve sonra ağzınızı su ile çalkalayın.
  • Yemek yedikten sonra, 1 saat başınızı çift yastıkta yatar pozisyonda olacak şekilde dinleniniz.

AĞIZ İÇİ YARALAR OLDUĞUNDA;

  • Bol miktarda su tüketin.
  • Çok tuzlu ve baharatlı yiyecekleri tüketmeyin.
  • Domates, portakal, greyfurt, limon gibi asitli meyve ve sebzeleri tüketmeyin.
  • Yüzeyi pürüzlü, setr, pişmemiş, kurutulmuş yiyecekler, ağzınızın yaralı alanını rahatsız edeceğinden bu tip yiyeceklerden uzak durun.
  • Yumuşak ve püre kıvamındaki yiyecekleri tercih edin.

İSHAL DURUMUNDA;

  • Yağlı yemeklerden ve baharatlardan ve fazla şeker tüketiminden kaçının.
  • Süt yerine keçi yoğurdu veya sade probiyotik yoğurt tüketin.
  • Mercimek, ezogelin, sebze çorbalarından kaçının.
  • Pirinç, yayla, şehriye çorbası gibi çorbaları tercih edin.
  • Meyvelerden elma, şeftali, muz, ayva ve yaban mersini tercih edin.
  • Sebzelerden, patates ve havucu tercih edin.
  • Ekmekleriniz tam tahıllı buğday veya çavdar ekmeği olsun.
  • Günde 1.5-2 lt su tüketin.

KABIZLIK OLDUĞUNDA;

  • Kurutulmuş meyveler (esmer kayısı, hurma, kurutulmuş mürdüm eriği vb.), elma, armut, ananas gibi meyveler, kuru meyve kompostosu (tarçın, karanfil ve zencefil ile kaynatın), ıspanak, pırasa, bamya gibi posa içeriği yüksek sebze ve meyveler beslenmenizde yer verin.
  • Meyveleri iyice yıkadıktan sonra kabuklu yenilebilecek meyveleri soymadan tüketin.
  • Haftada 2-3 kez kuru fasulye, nohut, barbunya, mercimek ile yapılmış yemekleri tercih edin.
  • Sebze tüketiminizi arttırın. Havuç ve patates dışındaki sebzeleri tercih edin.
  • Günde en az 2 lt su tüketin.
  • Çay, kahve, muz, patates, havuç, pirinç gibi besinlerden uzak durun.
  • Mümkünse fiziksel aktivitenizi arttırın. Günlük yapılan yürüyüş gibi egzersizler bağırsak hareketlerinin artmasını sağlayacaktır. Dışarıda olamasa bile ev içinde hareketlerinizi arttırmanız size yardımcı olacaktır.

AĞIZ KURUMASI OLDUĞUNDA;

  • Her yemekten sonra ağzınızı çalkalayın ve dişlerinizi fırçalayın.
  • Soğuk veya oda ısısındaki besinleri tercih edin.
  • Çok şekerli yiyecekler ve içeceklerden kaçının.
  • Hafif tatlı ve hafif ekşi besinleri tercih edin.
  • Sıvı alımını attırın.
  • Limon suyu ve portakal suyu gibi asitli meyve sularını tükürük salgılarını arttırmak için kullanabilirsiniz. Ancak ağız ve boğaz yarası varsa yarayı tahriş edebileceği için kullanmayın.
  • Sakız çiğneyebilrsiniz.

NÖTROPENİ (BEYAZ KÜRELERİN DÜŞMESİ) DURUMUNDA

Enfeksiyonlar; özellikle çoğu kanser tedavi rejimiyle birlikte, lökosit değerlerindeki düşme ile seyreden, bağışıklığın baskılandığı dönemlerdir. Besin güvenliğinin sağlanmasındaki genel kurallar; yemekten önce ellerin yıkanması, besinlerin satın alınması, hazırlanması, pişirilmesi ve tüketilmesinde hijyen ve sanitasyon kurallarına uyulması, ısıl işlem uygulanmamış yani pişmemiş besinlerin tüketilmemesidir.

  • Çiğ hiçbir yiyeceği tüketmeyin.
  • Besinleri satın alırken son kullanma tarihlerini kontrol edin.
  • Hasar görmüş, bombe veya sızıntı yapmış konserve besinleri almayınız. Ev şartlarında hazıslanmış konserve besin kullanmayınız.
  • Süt, yoğurt, peynir gibi süt ürünlerinin mutlaka pastörize veya UHT olmasına dikkat edin.
  • Yemeklerin pişirilmesinde basınçlı tencere (düdüklü) tercih edin.
  • Et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinleri çok iyi pişirin. Az pişmiş veya çiğ et ürünlerini kesinlikle tercih etmeyin.
  • Dondurulmuş besinleri buzdolabında veya mikrodalga fırında çözdürün. Kesinlikle oda ısısında çözdürme işlemi yapmayın. Besinleri çözdürdükten sonra mümkün olduğunca hızlı bir şekilde pişirin ve kesinlikle çözünmüş bir besini yeniden dondurmayın.
  • Pişirdiğiniz bir besini hemen yemeyecekseniz 2 saat içerisinde soğutup buzdolabına kaldırınız ve 24 saat içerisinde tüketiniz. Bir seferde tüketebileceğiniz kadar yiyeceği ısıtınız.
  • Buzdolabından çıkardığınız yemeği bekletmeden kaynayıncaya kadar ısıtınız ve sulu bir yiyecekse kaynama başladıktan sonra 7-10 dk daha kaynatma işlemini sürdürünüz.
  • Ev dışında yemek yemeyi tercih etmeyiniz.
  • Yemek hazırlama ve serviste kullanılan kapları, çatal, kaşık gibi malzemeleri mümkünse bulaşık makinesinde yüksek sıcaklıkta (70 derece) yıkayınız. Bulaşık makinesi yoksa sıcak deterjanlı su ile yıkayıp, iyice durulayınız ve temiz bir ortamda kurttuktan sonra hemen kapalı dolabına kaldırınız.

BESİN ÖĞESİ KAYIPLARINI ÖNLEMEK İÇİN YEMEK BHAZIRLAMA VE PİŞİRME AŞAMALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR;

  • Taze sebzeler: Sebzeleri hazırlarken; ayıklama, yıkama ve doğrama sırasını takip ediniz. Sebzeleri doğradıktan sonra bekletmeyiniz ve pişirme suyunu dökmeyiniz. Örneğin salatayı hazırladıktan hemen sonra tüketmelisiniz ki salatadaki besin öğesi kayıplarını engellenmiş olsun. Sebzeleri az suyla pişirin, çünkü sebzede bulunan vitamin ve mineraller pişirme suyuna geçer. Eğer bu suyu dökerseniz vitamin ve mineral kaybına sebebiyet vermiş olursunuz.
  • Taze meyveler: Meyvenin suyu yerine kendisini yemeyi tercih ediniz. Çünkü meyvenin kendisinin lif içeriği yüksektir. Kesip doğradıktan sonra meyveleri bekletmeyiniz. Bekletirseniz meyvede bulunan besin öğeleri kayba uğramış olur. Komposto hazırlarken; meyveleri kaynayan su içerisine bekletmeden koyunuz.
  • Kurubaklagiller: Pişirmeden önce mutlaka ıslatınız. Islatma sırasında belli aralıklarla ıslatma suyunu değiştiriniz. Kurubaklegilleri iyi pişiriniz ve pişirme suyunu kesinlikle dökmeyin.
  • Pilav-makarna: Pilav ve makarna yaparken haşlama sularını dökmeyiniz. Pilav ve makarnaya yeterince su eklediğinizde suyu dökmenize gerek kalmaz. Besinlerden suya geçen besin öğlerini almış olursunuz.
  • Et-balık-tavuk: Izgara yapıyorsanız etin ateşten 15 cm kadar uzakta olmasına dikkat ediniz. Kesinlikle kavurma ve yağda kızartma yöntemlerini kullanmayınız.
  • Yumurta: Asla çiğ yumurta tüketmeyiniz. Yumurtayı iyi pişmiş tüketiniz, ancak sarısının etrafında yeşil halkanın oluşmamasına izn vermeyiniz.

Yorumunuz bizim için değerlidir.